20 Ocak 2017 Cuma

Uzayın boşluğunda kaybolacağınız film: Intersttellar - Yıldızlar arası (2014)

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, açık hava ve yazıSüre:169 dakika
Tür: Dram/Bilim Kurgu 
Yönetmen : Christopher Nolan
Senaryo : Christopher Nolan , Jonathan Nolan
Yapım: ABD - İngiltere (2014)
Oyuncular : Matthew McConaughey , Anne Hathaway , Jessica Chastain , Elyes Gabel , Wes Bentley 
Puan: 8,6/10

Filmden kısaca bahsetmek gerekirse: 

Filmin geçtiği yakın gelecekte yeryüzünde yaşam, artan kuraklık ve iklim değişiklikleri nedeniyle tehlikeye girmiştir. İnsan ırkı yok olma tehlikesiyle yüz yüzedir. Derken yeni keşfedilmiş bir solucan deliği, tüm insanlık için umut olur. Buradan geçip boyut değiştirerek daha önce hiçbir insanoğlunun erişemediği yerlere ulaşmak ve insanoğlunun yeni yaşam alanlarını araştırmak ise bir grup astronot-kaşife kalır. Bu kaşifler, geçen 1 saatin dünyadaki 7 yıla bedel olduğu ortamda hem hızlı ve cesur olmak zorunda kalacaklardır.

Ve uzunca bir bence: 

Bir grup fizikçi-keşif ve astronotun insan ırkını kurtarmak için gezegenler de yaşam mümkün mü araştırmasını yapmaya gittikleri bir film....Einstein'nin dediği gibi "Hayat iki şekilde yaşanır: ya hiç mucize yokmuş gibi, ya da her şey birer mucizeymiş gibi." Film bitti aklımda bu söz.. Yaa bu dehşet bir şeydi.. Her açıdan. Matthew McConaughey ve Michael Caine diyorum ve susuyorum. Nolan kardeşler mükemmel bir iş çıkarmışlar zaten. Konusu klasik bilim kurgu diyemeyeceğiniz, metafiziksel olarak kurgulanan şeyler olsa da.. gerçekçi- ve bundan elli yıl sonrasını bile düşündüren bir filmdi. Galaksiyle, evrenle, fizikle, metafizikle, kuantum ve yer çekimi teorileriyle ilgilenenlerin ilgisini çekecektir. Filmde mekan ve zaman kavramlarıyla ilgili çok yanılgıya düşüyorsunuz ilk başta... Solucan delikleri, çoklu evrenler, beşinci boyut, olay ufku kavramı, ileri medeniyet kavramı, uzay-zaman oyunlar.. Henüz her açıdan ispatlanamamış bazı teoriler öyle güzel kullanılmış ki filmde, senariste, yönetmene hatta çalıştıkları fizikçilere bile alkış tutmak gerekir... Ses ve müzikler mükemmel, kurgu desen üst düzey, senaryo zaten on numara, efektler, sahne geçişleri falan yeri geldi nefesimi tuttum, yeri geldi ağladım, yeri geldi sanki ben insanlığı kurtarıyormuşum gibi sevindim..
Dip not: bir baba kız ilişkisinin, sevginin, aile bağlılığının derinliğini, maddesel olmasa da enerjisinin büyüklüğünü hissediyosunuz...

interstellar afiş ile ilgili görsel sonucuinterstellar poster ile ilgili görsel sonucu
Tekrar bir not: Geçtiğimiz yaz filmi tekrar izledim. Annemle. Ona çok uzun geldi ve o da çok beğendi. Evet film biraz uzun ama bu durum biraz daha etkiliyor sizi. Çünkü uzayda geçen sürenin uzunluğuna vurgu yapılmak istendiğini düşünüyorum. Üç saate yakın sizi ekrana kilitlemeyi başarıyor. Ben, temponun ve uzay sahnelerinin ağırlıkta olduğu bilim kurguları sevdiğim için benim için inanılmaz güzeldi. 



Dokunaklı bir savaş filmi: Soul'un oğlu (2015)

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazıTür: Dram/Savaş/Tarih
Yönetmen: László Nemes
 Yapımcı: Gábor Rajna Gábor Sipos
 Senarist: László Nemes Clara Royer 
Puan: 7,5/10
Oyuncular: Géza Röhrigi, Levente Molnár, Urs Rechn, Sándor Zsótér


Filmden kısaca bahsetmek gerekirse:

Auschwitz toplama kampında çalışmaya zorlanan Yahudiler'den (Sonderkommando) olan Saul, krematoryum bölümündedir. Günün birinde yakılması için getirilen cesetlerden bir oğlan çocuğu cesedini, doğru düzgün bir cenazeyle gömülebilmesi için alıkoyar. Bütün bu kargaşanın ortasında Saul cenazeyi gerçekleştirecek bir haham bulmak için çok tehlikeli bir maceraya atılır. Öte yandan diğer Yahudi arkadaşları, çok yakında kendilerinin de öldürüleceğini öğrendikleri andan itibaren isyan çıkarma planları yapmaya başlayacaktır.

Ve bence:

Konu evet, tipik 2.Dünya Savaşı Soykırım filmi... Ama yönetmenin işleyişi, koyduğu küçük bir detayın olayları derinden değiştirmesi, Geza Röhrig ve Sandor Zsoter oynayışı can yakmış resmen. 
-Film zaten çok fazla ödül toplamış.- Çoğu yaşananları Soulun omzundan izliyorsunuz... Hayat Güzeldir'i hatırlatan bir kaç sahne, yine bir yaşam savaşı, umut, vahşet, barış var mı diye sorgulatan detaylar... ah be.

Yok edici melek: El Ángel Exterminador (1962)

Süre: 93 dakika
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazıTür: Dram/Fantazi                 
Yönetmen: Luis Buñuel
Yapımcı: Gustavo Alatriste
Senarist: Luis Buñuel
Yapım: Maksika -1962
Puan: 8,2/10
Oyuncular: Claudio Brook Silvia Pinal Enrique Rambal Müzik Jesús Bracho

Filmden uzunca bahsetmek gerekirse (Spoiler):

Edmundo ve Lucía de Nobile, kendileri gibi seçkin olan dostları için evlerinde bir yemek daveti verir. Yemeğin başlamasına yakın belirgin bir sebep olmaksızın kendilerini huzursuz hissetmeye başlayan hizmetçiler, çeşitli bahaneler bulup birer ikişer evi terk etmeye başlarlar. Yemek başladığında, başuşak Julio (Claudio Brook) dışında tüm yardımcı personel evden ayrılmıştır.

Yemek sonrası saat iyice ilerler; ancak neredeyse yirmi kişiyi bulan konuklardan hiçbiri evden ayrılmaya niyetli değildir. Hepsi bir bahane bularak geceyi orada geçirmek ister. Ev sahipleri bu duruma bir hayli şaşırsa da onları ağırlamak zorunda kalır. Herkes salonun geniş bir bölümünde uykuya dalar. Ertesi gün aslında ordan gitmek istemediklerini değil, bir şekilde gidemediklerini fark ederler. Belirgin bir sebep olmadığı halde kimse salondan dışarı çıkmak istemez. Bu durum kısa sürede herkesi zor durumda bırakacak, açlık, susuzluk ve pislik nedeniyle sinirler iyice gerilecek; sık sık tartışmalar yaşanacaktır.

Evdekilerin durumu kısa süre sonra dış dünya tarafından da fark edilir ama kimse evin bahçesinden içeriye girip onlara yardım edemez. Mantıklı bir sebep olmaksızın Edmundo Nobile ve konukları evde hapis kalırlar. Dışarı çıkmaları için gerekli şartların oluşması birkaç gün sürer ve bazı konukların ölümü, intiharı, kavgaları içerisinde bu süre bir hayli meşakkatli geçer. Bu seçkin gruptaki kişilerin bir kısmı iradeli bir tavırla insanca davranmakta ısrar etse de grubun büyük bir kısmı toplumsal baskının zayıfladığı bu olağanüstü şartlar altında kaba, saldırgan ve bencil olacaktır.

Ve bence:

Yine bir Bunuel filmi.. Sırf izlemek için izleyenlere pek bir numarası yok, film iç açıcı gelmeyecektir, fakat elbette yine Bunuel'in eleştirdiği bazı şeyler var. Yine bir grup burjuvazinin hikayesi aslında ama bir nokta da daha derin olarak; iktidar, ekonomi ve cinsellik arasındaki karmaşık ilişkileri de ele almış diyebiliriz.

Özel Tim 2 (2010)

özel tim 2 ile ilgili görsel sonucu
Süre: 115 Dakika    
Tür: Suç/Dram/Aksiyon/Politik
Yönetmen: Jose Padilha
Senaryo: José Padilha, Bráulio Mantovani, Rodrigo Pimentel
Yapım: Brezilya - 2010
Oyuncular: Wagner Moura, Seu Jorge, Tainá Müller, 
Milhem Cortaz, Andre Ramiro
Puan: IMDb (8,1/10)

Filmden kısaca bahsetmek gerekirse:

Nascimento (Wagner Moura) çocuğunun doğumunun yaklaşması üzerine Özel Polis Operasyonları Timi’nden ayrılmaya karar verir. Tim kaptanı olarak yerine geçecek birini aramaktadır. Polis okulu mezunu Matias (André Ramiro) ve Neto (Caio Junqueira) adlı iki arkadaş ile Nascimento'nun yolu kesişir. Üstelik Papa'nın yaklaşan ziyareti nedeniyle polis merkezi sürekli alarm halindedir. Nascimento'nun adayı olan Matias ve Neto bir şeyleri değiştirmek, her şeyin rüşvetle yürümesini engellemek amacındalar polis teşkilatına girdiklerinde. Ama kendilerine verilen görevleri yerine getirmeleri için dahi yasa dışı işlere girmeye mecbur kalırlar ve sonunda sistemi içten vurma planları yaparlar.

Ve bence:

Serinin ilk filmi Brezilya'nın Rio kentindeki Favela denen yoksul gecekondu çevrelerinde geçen, oradaki yoğun uyuşturucu trafiğini ve bu çetelerle savaşan polis teşkilatının çürümüşlüğünü anlatıyor. Belgesel tadında film sevenlerin sevebileceği bir şekilde işlenmiş. İkinci devam filmini daha çok beğendim sanki. Daha çok suçların politik yüzüne odaklanmış ve balığın baştan koktuğunu gözler önüne sermiş. Ülkede çarkın adam kayırmayla, rüşvetle, korkuyla, tehditle, adaletsizlikle, hukuksuzlukla dönmesi maalesef ki bana şuan da içinde olduğumuz ve günbegün yaşadığımız başka şeyleri de hatırlattı. Yozlaşmış polis ve kirli siyaset olaylarına bariz bir şekilde göndermeler yapmış. Ayrıca tüm olayları gerçekçi bir bakış açısıyla ele almış.. Bir yandan Brazilyadaki ideolojik saptamalar hakkında az çok sizi düşündürüyor.

19 Ocak 2017 Perşembe

Fransız nostaljsi: Bir oda hizmetçisinin günlüğü (1964)


"Burjuvayı eleştiren bir dram..."
journal d'une femme de chambre 1964 ile ilgili görsel sonucu
1 saat 41 dakika 1


Tür: Suç/Dram
Yönetmen: Luis Buñuel
Senaryo: Luis Buñuel, Jean-Claude Carrière
Yapım: Fransa - 1964
Puan: IMDb (7,6/10)


Filmden kısaca 
bahsetmek gerekirse:



Luis Bunuel'in burjuva sınıfını yeren, onların zayıflıklarını gösteren filmi, Paris'ten bir başka Fransız şehrinde zengin bir aile yanına hizmetçi olarak güzel Charlote'un zengin ev sahipleri (yada burjuvazi) karşısındaki hikayesidir. Ancak gün gelecek, evin küçük kızı Clair'e evin uşaklarından birisinin ormanda tecavüz etmesi ve daha sonra öldürmesiyle filmin ve Charlote'un davranışları değişecektir. Sürrealist ögelerin yer almadığı filmde burjuva sınıfı ve zaman zaman muhafazakar ve faşist ögeler yerden yere vurulmaktadır.


Ve bence:

Burjuvaziyi yerden yere vuran Bunuel, eleştirilerini güzel bir hizmetçinin bakış açısıyla yapıyor... Fransa'dan Paris'e uzanan bu hikaye de, muhafazakarlık ve faşistliğe sert eleştiriler mevcut. Karşıt gerçek bir film değil, izleyince günümüze ne kadar benzediğini anlayacaksınız. Ben filmi izlerken biraz gerildim. Daha doğrusu rahatsız oldum. Başlarında değil ama özellikle olaylar başladıkça içinizde bir sıkıntı haliyle izliyorsunuz. Yönetmende araştırdığım kadarıyla buna uğraşmış zaten. Dediği şey apaçık "Açın gözlerinizi, fark edin!" Bu yüzden rahat rahat patlamış mısırınıza ağzınıza doldururken izleyemiyorsunuz filmi. Ya da gerginlikten avuç avuç mısır yiyebilirsiniz. Çok fazla spoiler vermek istemiyorum fakat; özellikle o dönem de Fransa ve Parisin aynı ülke içinde ne kadar farklı olduğunu görünce şaşırmıştım ben. Çekime gelecek olursak Fransızların o seyirciyi yok sayma stili bu filme de hakim. Fransız filmleri seven arkadaşlar beğeneceklerdir. İyi seyirler.